Varis Tedavisi: Ameliyatlı Ve Ameliyatsız Tüm Teknikler

Varis Tedavi Yöntemleri

Varis ameliyatının çok fazla çeşidi var. Gerçekten de toplumda herkes bir şeyler duyuyor ve hani herkesin kafası bu konuda çok karışık. Bu konuda ben gerçekten hastalara hak veriyorum. Cerrahi ameliyatlar var, lazerli ameliyat var, Radyo frekans ameliyatları var, buharla ameliyat var, yapıştırıcı ile ameliyat var, hatta köpük tedavisi olarak ameliyat gerektirecek damarlar için kullanılan birçok yöntem var. Bunları bence teker teker anlatalım.

Vari̇s Ameli̇yatı

Cerrahi, ameliyat oldukça uzun yıllardır bütün dünyada kullanılan bir teknik, yavaş yavaş günümüzde ortadan kalkıyor ama yinede hani hiç kullanılmayan bir teknik diye söylemek istemiyorum. Çünkü bazı durumlarda gerçekten çok ilerlemiş varisler, damar çapı çok genişlemiş ise cerrahi ameliyat gerekebilir. Bu ameliyat sırasında hastanın uyması gerekir. Genel anestezi alınır ya da belden uyuşturma gerekir.

Genellikle dizaltı çok nadir gerekiyorsa bilekten bir kesi yapılır. Damarın içerisinden diziden bile dizden kasa kadar bi tel gönderilir. O telin etrafına damar bağlanır ve çekilip çıkartılır. Biraz vahşi bir yöntem artık bu yöntemi kullanmayı sevmiyoruz, ama bazı durumlarda gerekiyor. Hala kullanmamız gereken yani artık hani rafa kalktı biz hiç kullanmıyoruz dediğimiz bir yöntem değil. Yine de bazı durumlarda gerçekten gerekli olan bir yöntemdir, ama şu anda tabii çok daha iyi tekniklerimiz var.

Lazer ve  Radyofrekans ile Varis Tedavisi

İkinci ameliyat türü Lazer ya da Radyofrekans dediğimiz yöntemlerle yapılan ameliyat türü.

Aslında şu anda dünyada da altın standart olur. Varis tedavisinde altın standart olarak kabul edilen teknik bu ve cerrahiden daha iyi ve yüklerin en az olduğunun söylendiği birinci tercih olarak önerilen yöntem, bu ısı ile kapatma tekniğidir. Aslında temel olarak adı bunun içerisinde lazerle varis ameliyatı ya da radyo frekansla ya da, buharla ya da hatta çok nadir kullanılan mikrodalga ile kapatma tekniği olarak geçer.

En sık kullanılanları lazer ve radyofrekans enerjileri, ikisinde de damarın içi ıslatılır birisinde lazer enerjisi kullanılır, birisinde radyo frekans.

Çok çok birbirlerine üstünlükleri yoktur ama hastanın vücut yapısına ve damar yapısına göre doktor ikisinden birisini tercih edebilir, teknik olarak aynıdır. Damarın içerisine lazer kateteri ile girilir. Özel katatere genellikle diz aşağısından bir iğne yardımıyla ineğin içerisinden göndeririz. Yine iğne yardımıyla gelir iğnenin içinde lazer kateterini azar azar göndeririz. Etrafında lokal anestezi yaparız. Yani hastanın uyması gerekmez. Genel anestezi alması gerekmez. Hastanın belden uyuşturulması gerekmez. Hasta uyanıktır.

Ameliyathane stresi için hafif bir sakinleştirici yapılabilir, ama hasta mutlaka uyanıktır ve tercihtir uyanık olması. Damarın etrafından lazer kateterinin etrafında lokal anestezi yapılıp ve yakılarak lazer kateteri geriye çekilir. Böylelikle damar yanarak kendi üzerine kapanır. Çok avantajlı bir tekniktir. Genel anestezi gerekmez kesi gerekmez. Hasta ameliyattan hemen sonra ayağa kalkabilir, hemen sonra yürüyebilir.

Eğer çok ekstra bir varis damarları da yoksa ertesi gün bile işine dönebilir. Günlük işinden gücünden hastayı alıkoyduğumuz bir teknik değildir ve dediğim gibi şu anda altın standart teknik bunlardır.

varis tedavi yontemleri ameliyatli ve ameliyatsiz tum teknikler 150x150 Varis Tedavisi: Ameliyatlı Ve Ameliyatsız Tüm TekniklerYapıştırma ile Varis Tedavisi

Üçüncü teknik, üçüncü teknik yapıştırıcı tekniğidir.

Varis ameliyatlarında yapıştırıcı son yıllarda oldukça çok kullanılan tekniklerden birisi oldu. Yapıştırıcı, ya da adeziv teknik diye geçiyor. Birçok yerde damarın içerisine varisli damarın içerisine yapıştırıcı sıkılarak yapılan bir tekniktir. Yine aynı şekilde hastanın genel anestezi alması gerekmez. Beli uyuşturma gerekmez. Herhangi bir kesi yapılmaz ve ultrason yardımıyla damar içerisinde iğne yerleştirilir. Onun içerisinden yapıştırıcı kateteri damara kadar ilerletip yapıştırıcı sıkılıp. Üzerine ultrasonla görülerek, ultrason yardımıyla bastırılıp, damarın kendi üzerine yapışması sağlanır. Arkasından kateter çekilir, tekrar sıkıştırılır.

Tekrar yapıştırıcı sıkılıp tekrar bastırılır. Bu şekilde kateter geriye doğru çekilip, bastırma işlemi ameliyat sırasında yapılarak kateter geri çekilir ve çıkılır. Böylelikle damarın yine kendi üzerine yapıştırıcı aracılığı ile kapanması sağlanır. Bu tekniğin en büyük avantajı da ameliyattan sonra varis çorabı giyilmesi gerekmez. Lazer ya da radyofrekans da olan ameliyatlarda 3 hafta varis çorabı giydiriyoruz normal şartlarda hastaya, ama bu tekniğinin en büyük avantajı varis çorabı giyilmesi gerekmez. Ayrıca da biraz önce bahsetmiştik. Lazer tekniğinde yakma işlemi olduğu için etrafında lokal anestezi gerekir. Burada lokal anesteziye ihtiyaç yoktur. Burada önemli olan hangi damara, hangi tekniğin uygun olduğuna bu konuda tecrübeli bir hekimin karar vermesi gerekir.

Ameliyatsız Varis Tedavisi Skleroterapi

Ameliyatsız varis tedavisi deyince birçok parametre var. Aslında ameliyatsız varis tedavisi, tamam her damarı ameliyat yapmıyoruz ya da her gördüğümüz varise ameliyat yapmıyoruz. İlaç tedavisi var, çorap tedavisi var. Ayrıca daha ince daha küçük ameliyat gerektirmeyen damarlara yaptığımız Skleroterapi ve cilt tedavileri var.

İlaç tedavisi de olan var, geçirmez ama şikayetlerinin gitmesinde son derece etkilidir ve erken aşamalardaki varisler de hastalığın ilerlemesini engelleyebilir. Çorap tedavisi varisi olan insanların ve korunmak isteyen insanların olmazsa olmaz tedavisidir, varis çorabı. Gerçekten son derece etkili bir tedavidir. Biz diyoruz ya hep, kan yukarıdan aşağıya atar damarlarda gidiyor, toplardamarlarda problem olduğunda, yani varis olduğunda aşağıdan yukarıya gidemiyor yerçekimi var.

Aksi yönde hareket etmesi gerekiyor. Yukarıdan aşağıya bir kaçak var yani, onu yukarıya doğru itmesi gereken bir sistem lazım ve bu varis çorabı.

Varis çorabı dışarıdan bacağı sıkarak aşağıdan yukarıya sıvazlama hareketiyle aşağıdan yukarı kan gitmesini sağlar. Ve yine hastanın şikayetlerini, ağrılarını, yorgunluklarını gece olan kramp tarzındaki şikayetler, bacağımda dolgunluk var, bacağımı ayrıca taşıyormuş gibi şikayetlerini ortadan kaldıran varis çorabı tedavisi önemli bir tedavidir.

Diğer bir teknik ise Skleroterapi, Skleroterapi. Bizim ameliyatla ana damarı kapattıktan sonra ya da ana damar sağlam herhangi bir problem yok. Birtakım kılcal ve retiküler dediğimiz, yani kırmızı ve yeşil damarlanma var, ve onlardan görsel olarak rahatsızsak Skleroterapi tedavisini devreye sokabiliriz.

Skleroterapi 2 türlü kullanılabilir. Etrafta hastalar çok fazla söylüyorlar, sıvı var, ya da köpük tedavisi diye geçiyor. Köpük tedavisi dediğimiz Skleroterapinin sadece bir şeklidir. Skleroterapide biz damarın içerisine ilaç enjekte ediyoruz. Böyle kanı çektiler diyorlar mesela öyle değil. Tam tersine damarın içerisine ilaç enjekte ederek o damarı kapatma yöntemidir. Siz ilacı enjekte edersiniz damarlarını bozarsınız. Ondan sonra üzerine bir kompresyon yaparsınız. Yani bandaj uygularsınız ya da beraberinde bir varis çorabı ile üstünde bir baskı uygularsanız, bu uyguladığınız baskı zaten zarar verdik.

Baskı uyguladık ki damarın içinden yeniden kan geçmesini engelliyoruz. Böylelikle damarın kendi üzerine kapanmasını sağlarız. Bu damarların büyüklüğüne bağlı olarak sıvı ilaç verebiliriz. Yada hava ile karıştırarak hacmini artırıp büyük damarın içerisinde köpük halinde verebiliriz. Aslında ikisi aynı şey, birinde sıvı veriyoruz, birisinde köpük veriyoruz. Hangisi hangi damara, hangi ilacı vereceğimizi artık o doktorun kendi tercihi, damar yapısı, hani hastanın damarının ne kadar uzun olduğu. Aslında damar yapısına göre zaten hekim kendisi karar verecektir. Ağaç gibi düşünün ağacın gövdesi var, büyük dalları var, yan dalları var, yaprakları var. Biz ağacın gövdesinde ameliyat yapıyoruz. Daha küçük dallarına küçük cerrahi müdahalelerle onları temizliyoruz. Ağacın büyük dalları ise, onlara Skleroterapide çok iyi cevap alamıyoruz.

Tam ameliyat kısmını bitirdik, daha küçük dallar var. O zaman köpük ya da sıvı Skleroterapi yapıyoruz. Ağacın gövdesinden başlayıp sonra küçük dallara göre tedaviyi düzenlememiz gerekiyor ki, varis yükseltmesin, varis tekrarlanmasın. Bu şekilde bir tedavi planlaması yapılmadığı için, hep işte ben ameliyat oldum, ya da ben Skleroterapi oldum, ya da kılcallarıma lazer yaptırdım. Geçmedi denmesinin ana sebebi bu, altta yatan haritayı, altta yatan da patolojisini tam olarak ortaya koymak ve oradan çözerek başlamak gerekli.

Kılcal damar tedavisi nedir?

Kılcal damar tedavisi, bizim varisli bacaklarda aslında ilk aşamalar kılcal damarlardır, kılcal damarlar çok ufak, ufak kırmızı ya da mor gibi damar çatlamaları şeklinde cildin hemen altında gördüğümüz kılcal damarlar örümcek ağı şeklindeki damarlarıdır. Bazıları böyle ince çizgisel şekillerde olur. Bazıları pup nokta nokta şekilde olur. Bazıları daha karışık böyle örümcek ağı gibi lezyonlar vardır. Herkesin damar yapısına, herkesin vücut yapısında farklı olarak şekillenebilir.

Burada bunların tedavisinde en önemli şey, bunları besleyen ana bir mekanizma var mı yok mu, onu anlamak lazım. Yine damar haritasına dönüyoruz yani, onların altında daha derinde, onu besleyen bir mekanizma varsa, önce onu tedavi etmek gerekiyor. Eğer öyle bir şey yoksa, yani bir ultrasonumuzu yaptık. Bunu oluşturan herhangi bir mekanizma yoksa. Bu ince damarların büyüklüğüne göre iğne ile halil edebileceğimiz seviyelerde ise o zaman Skleroterapi ile hallediyoruz.

Yani daha önce bahsettiğimiz içerisinde ilaç enjekte ederek kapatma yöntemleri ile, yok onlarda da yapamayacağımız kadar ince kılcal varsa, bu sefer cilt lazerleri ya da cilt radyo frekansları kullanıyoruz. Çeşitli dalga boyundaki lazerler, çeşitli radyofrekans aletleri ile orada cilde uygulanan yani deriye uygulanan birtakım tekniklerle bunları ortadan kaldırmak mümkün.

Ama ne yazık ki hiçbir teknik, hiçbir lazer, hiçbir makine, hiçbir lazer ya da radyofrekans makinesi, ya da ışık makineleri bunları tamamen ortadan kaldırmıyor. Tabi ki daha iyi hale getiriyor ve buradaki tedavideki amacımız daha çok görsellik olduğu için, hastanın görsel olarak mutlu olmasını sağlayabiliyoruz bir miktar ama tamamen ortadan kaldıran, böyle süper şahane, ya da en iyisi şudur diyebileceğimiz bir teknik ne yazık ki yok.

Bazı tedaviler bazı hastalarda çok iyi cevap veriyor. Onun cilt yapısına, vücut yapısına, yaşına, beraberinde olan hastalıklarına bağlı olarak bazıları çok iyi cevap veriyor, ama bazıları çok da iyi cevap vermeye biliyor. Ama yinede kılcal damar tedavileri için biraz uğraşmak gerekebiliyor. Damar tedavilerinde diğer bir nokta da şudur ki, genellikle bunlar böyle daha çok dermatolojik bir sorunmuş gibi görülüyor, evet bizde bazen ben de mesela dermatolog arkadaşlarıma gönderiyorum ama altta yatan sorunun ciddi bir damar patolojisi olmadığından emin olduktan sonra gitmek gerekiyor.

Yoksa daha önce de bahsettiğimiz ağaç örneğinde verdiğimiz gibi, sizin gövdede ya da ağacın büyük dallarında bir problem varken siz kalkıp sadece cilt tedavileri ile oradaki yaprakları budamaya kalkarsanız 3 gün sonra orada yeniden yapraklar oluşacaktır. Nitekim bütün hastalarında şikayeti genellikle bu bize, hepsi aynı şikayetle geliyor yaptırdım geçmedi. Sonra bir bakıyorsun aslında varis ameliyatı olacak kadar ciddi bir varisi var. O yüzden siz istediğiniz kadar ciddi bir takım tedaviler de bulunun. Yukarıdaki basıncı, toplar damarların içerisindeki basıncı ortadan kaldırmadıkça oralarda yeniden oluşacaktır. O yüzden kılcal damar şikayeti olan hastaların da, mutlaka iyi bir radyoloji muayenesinden, iyi bir damar radyoloji muayenesinden geçip, iyi bir damar haritası çıkartılıp, gerçekten büyük damarlara müdahale gerektirmediğinden emin olmak gerekir. Gerekiyorsa önce onları yapıp ondan sonra o cilt tedavilerine geçmek gerekir.

Yorum Yaz

+ 58 = 65